Turkey

Aşağıdaki okuyacağınız yazı EurActiv Türkiye’den. Yazının tamamını okumak için buraya tıklayınız.

Bakan Davutoğlu, 4. BM En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı çerçevesinde bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada, konferansın son derece başarılı bir şekilde devam ettiğini belirterek, gerek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gerekse kendisinin çok sayıda ikili görüşmesi olduğunu hatırlattı.

Türkiye’nin önceden daha az görünür olduğu iklim değişikliği ve yoksulluk gibi sosyal sorunlar, en az gelişmiş ülkelerdeki insani ve kalkınma sorunları gibi alanlara artık ciddi bir şekilde gireceğini belirten Davutoğlu, bu konferansın da bunun bir göstergesi olduğunu kaydetti. Davutoğlu, uluslararası ekonomik düzen ve siyasi düzen alanlarında artık daha fazla görünür olduklarını söyleyerek, bu organizasyonun BM’nin 10 yıl içinde yaptığı en geniş katılımlı organizasyon olduğunu kaydetti.

Davutoğlu, entelektüeller forumunda da neoliberal yaklaşımların gündeme getirildiğini hatırlatarak, şunları bildirdi:

”Uluslararası sosyal paylaşım düzeni söz konusu ve Türkiye bunun sözcülüğünü yapıyor. Hem özgürlüklerin hem sosyal adaletin sözcülüğünü yapıyor. Bunu daha da yaygınlaştıracağız. Küresel sosyal adaleti savunabilmek için bu platformda Türkiye 10 yıl içinde son derece aktif olacak. Şimdiden planlıyoruz. Dün Sayın Başbakanın açıkladığı bir paket var, yılda 200-250 milyon dolar civarında bir yatırım, ticaret katkısı, eğitim ve TİKA katkılarını bu ülkelere vermek istiyoruz. Bu ülkelerde Türkiye’nin zemin kazanması ve oralarla daha yakın ilişkilere girmesi, Türkiye’nin isminin bu ülkelerde artık adaletle, eşitlikle birlikte anılıyor olması, Türkiye’ye uluslararası düzen söylemi anlamında önemli bir katkı oluşturacak. Türkiye imajı dünyada değişecek, Türkiye dendiğinde uluslararası sosyal adaleti, uluslararası barışçı düzeni savunan öncü ülkelerden biri akla gelecek. Biz bunu her gün söyleyebiliriz ama önemli olan alanda bunu yapabilmek.”

Ahmet Davutoğlu, bu akşam Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısının da gayriresmi bir yemekle başlayacağını hatırlatarak, bu toplantının genelde Strazburg’da yapıldığını, en son Madrid’de 2008’de düzenlendiğini kaydetti.

Dönem başkanlığı sırasında Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Konseyi’nin reform süreçleri ve Akil Adamlar Komitesi’nin oluşturulması gibi pek çok hususu gündeme getirdiğini belirten Davutoğlu, çok dinamik bir 6 ay geçirdiklerini kaydetti.

Bakan Davutoğlu şunları bildirdi:

”Bir taraftan EAGÜ’i İstanbul’da bir araya getirdik, 192 ülke temsil edildi. Öbür taraftan da en gelişmiş kıtanın en kapsamlı örgütüne yani Avrupa Konseyi’ne ev sahipliği yapıyoruz. Bu Türkiye’nin kapasitesi ve boyutlarını gösteriyor. Yani burada bir eksen kayması, şurayı ya da burayı tercih etmek değil, Türkiye aynı anda dünyanın her köşesine hitap edebilecek durumda ve bu tür organizasyonlara ev sahipliği yapıyor. Bugün ayrıca bir de savunma fuarı var. Yani güvenlik var, sosyal adalet var, bir de Konsey toplantısı çerçevesinde özgürlük ve hukuk var. Bunların hepsi Türkiye’nin çıtasının ne kadar yükseldiğini gösteriyor. İnşallah bu hızda devam edeceğiz.”

Davutoğlu, bir gazetecinin en az gelişmiş ülkeler tabirinin kendisini rahatsız edip etmediğini sorması üzerine de, bu tabirin kendisini de çok rahatsız ettiğini söyleyerek, Genel Sekretere bunun mümkün olan en kısa sürede değiştirilmesini teklif ettiğini, Ban Ki-Mun’un da kendisine hak verdiğini belirtti.

”Terminoloji olarak yeni bir terminoloji geliştirelim dedim. Çünkü mesela size 3 örnek vereyim, en az gelişmişlikten kasıt ekonomik gelişmişlik ama Nepal dünyanın en önemli dini geleneklerinden biri olan Budizmin doğduğu müthiş bir kültür merkezi, tarih boyunca da önemli bir merkez olmuş. Bengal tarihi Baharat yolu üzerinde, en zengin ipek ve baharat bölgelerindeki en uzun yolları üzerinde. Yine Mali Afrika’da Sahra güneyinde, tarihteki en zengin altın kaynaklarına sahip, bugün bile mucizevi olarak görülen mimari özelliklerdeki Timbuklu şehrine sahip bir ülke.”

Ahmet Davutoğlu, bu hususu en az gelişmiş ülkelere de söylediklerini, ‘BM terminolojisi olarak biz size böyle hitap ediyoruz ama lütfen alınmayın, biz sizi aslında en gelişmiş otantik kültürlerin diyarı olarak görüyoruz’ dediklerini aktararak, bu kavramın zamanla değişmesi için düşüneceklerini kaydetti.

Bakan Davutoğlu, ”Bir taraftan da gelişmişlik ihtiyacını ortaya koyan bir isimlendirme lazım, bunu tartışacağız. Daha iyi bir isim bulacağız” dedi.

Türkiye bölgesinde ve dünya’da barışı ve adaleti yaymaya başladı. Nihayet. Türk olmaktan gurur duyuyorum.

Fransa’da doğdum ama Türk kültürünü hiç bir zaman kenara koymam. Doğrusu koyamam.

Kültürümüz zengin.

Eksen kayması yok. Barış kayması var.

“Eksen kayması” sözü aslında Türkiye’nin yükselişine karşı bir propagandadır:

Türkiye daha demokratik bir ülke oluyor, ekonomik alanda inanılmaz bir performans sergiliyor, ve özellikle Orta Doğu’da istikrar ve barış için ümit verici ve simgesel adımlar attığı için bir takım karanlık lobiler bundan rahatsızlık duyuyor ve Türkiye’yi destabilize etmeye çalışıyorlar (mesela onlara göre Türkiye büyük bir hata yapıyormuş (hâttâ “kötülük”) çünkü Iran ile ilişkilerini düzeltiyor ve genişletiyor. Veya diğer Orta Doğu ülkeler ile ilişkilerini iyileştirdiği için Batı’dan uzaklaşıyormus. Ama Rusya, Yunanistan veya Ukrayna ile ilişkilerini düzeltiği zaman sessiz kalıyorlar. Ilginç ve açıklayıcı, degil mi?!). Ama bu karanlık güçler Türkiye’nin projesini engelleyemeyecekler.

Türkiye’nin ve dünya’nın geleceği parlak.

Yurtta sulh, cihan’da sulh.

Veya:

bir dünya, bir millet!

Saygılarımla,

Cem

Tweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0Share on LinkedIn0
Author :
Print