Turkey

Korkunç bir gerçek: Yunanıstan’ın Avrupa ve ABD’deki bazı karanlık güçler ile el ele Türkiye’ye karşı gizli bir ajandası var. Bundan hep süphelendim ve bir kaç yazılarımda bundan bahsettim.

Avrupa’daki bazı siyasi ve karanlık lobiler Yunanistan’ı ve Güney Kıbrıs Rumlar’ı Türkiye’ye karşı iki Demir Perdesi olarak kullanmaktadırlar. Amaçları Türkiye’yi izole ve destabilize etmek.

Geçen Temmuz’da yayınlanan bu yazımı hatırlatmak istiyorum: Avrupa Parlamentosu üyesinin bir siyasi danışmanı: “AP’de adı konulmamış bir Türkiye karşıtı mekanizma var”.

ABHaber bu tarihi ve hasas mesajı yazmıştı:

Bununla birlikte ABHaber’e Avrupa Parlamentosu (AP) üyesinin bir siyasi danışmanı, “Türkiye söz konusu olduğu zaman AP’de birileri düğmeye basıyor herkes harekete geçip Türkiye dosyasının olumsuz sonuçlanması sağlanıyor. Anlaşılır gibi değil. AP’de adı konulmamış bir Türkiye karşıtı mekanizma var. Tam anlamıyla örgütlü. Avrupa Parlamentosu’nda yaklaşık 6 yıldır çalışıyorum. Türkiye konusu gündeme geldiğinde birileri organize bir şekilde harekete geçip, Türkiye dosyasının olumsuz sonuçlanmasını sağlıyorlar’’ diye konuşmuştu.

Söze gerek yok aslında, çünkü çok açıklayacı. Değil mi?

Ve ABHaber’in 27 Eylül 2011’de yayınlanan aşağıdaki analizi de AB’nin gizli ajandasını çok iyi anlatıyor.

Kıbrıs’daki Türk kültürü ve izleri silinmeye çalışıldığını biliyordum, ama Anadolu’da da bu ırkçı amaç olduğundan haberdar değildim.

PKK’yı kullanarak veya destekleyerek Türkiye’yi bölmeye ve gücünü azaltmaya çalışıldığını biliyordum, ama Anadolu’yu Türkler’den kapmak istenilmesini hiç aklımdan geçmezdi.

ABHaber çok önemli bir gazetedir. Benim için çok önemli ve zengin bir bilgi kaynağıdır. Her gün onu heyecan ve büyük merakla okuyorum. Her sabah bir kahve veya çay fincan ile bu gazeteyi okumaktan sevk alıyorum.

Brüksel’de Türkiye’ye karşı ne çirkin oyunlar varsa onları hemen (ABHaber o kadar iyi organizedir ki gerçekten hemen) aktarıyor. Bir sürü yazılarımı ABHaber’in haberlerini okuduktan sonra yazmaya karar veriyorum:

mesela AB parlamentosunda Türkiye karşıtı bir siyasetçi veya grup (veya AB’li bir gazete veya gazeteci) Türkiye’yi önyargılı veya agresif bir şekilde eleştiriyorsa düşüncelerimi bu blogda ifade ediyorum. Aslında çoğu zaman bu siyasetçi ve gazeteciler eleştiri sınırını aşıp tamamen bir saldırı gerçeklestiriyorlar.

Ama ABHaber Türkiye’yi destekleyen AB’li ve AB’nin dışındaki siyasetçi ve gazetecilere de yer veriyor. Miktarları az olsa da önemli. Ben bu önemli destekleri de blogumda aktarıyorum ve değerlendiriyorum.

Işte ABHaber’in analizi:

Yunanlılar’ın emperyal güçlerin taşeronluğu

Yunanlı ve Rumlar’ın Türkiye karşıtlığı akıl almaz boyutlara ulaşmış durumda. Uluslararası arenada ne kadar Türkiye karşıtı bir oluşum varsa bir şekilde Yunanlı ve Rumlar’ı bunlarla birlikte bulursunuz.

Yunanistan’ın sanki başka bir sorunu yokmuş gibi şimdi de sondaj krizini çıkarttı. Ancak bu sondaj krizi Yunanistan ve Rumlar’ın nasıl emperyal güçlerin taşeronu olduklarını bizlere bir kez daha gösterdi. Yunanlılar’ın emperyal güçlerin desteği ve onayını almadan Doğu Akdeniz’de sondaj yapmaya kalkışmasının imkânsız olduğunu herkes net bir şekilde görüyor. Bu sondaj provokasyonu emperyal güçlerin desteğiyle Atina’da hazırlanıp Rumlar tarafından hayata geçiriliyor.

Bunun üstüne bir de Papandreu’nun Erdoğan’ı arayıp itidal tavsiyesinde bulunması, insana bu kadar da yüzsüzlük olmaz dedirtiyor. Papandreu’nun bu telefonu, ülkeleri, insanları enayi yerine koymak için de verilecek güzel bir örnek olsa gerek. Papandreu’nun sadece bu davranışına baktığınız zaman Yunanistan’ın niçin iflas ettiğini anlıyorsunuz.

Brüksel’de AB konusunda en deneyimli bir Yunanlı gazeteci Yunan deniz kuvvetlerinin gemilerine benzin alacak parası yok artık rahat bir şekilde Türkiye saldırabilir cümlesi gerçekten bu kadar da olmaz dedirtecek türden.

Ancak şunu söylememiz lazım, Yunanistan’daki hakim güçler, Kilise ve basın ayağıyla oluşturulmuş (asırlardır işleyen bir sistem var) Türkiye karşıtı işleyen bir devlet politikası var. Rum kesimini saymıyoruz. Tüm emirler Atina’dan gidiyor. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sadece adı var. Kendileri de açık açık söylüyor zaten. Kıbrıs’ı biran önce Yunanistan’a bağlama arzusunda olduklarını.

Yunanlılar Kilisenin önderliğinde Helen imparatorluğunu kurarak Türkleri Anadolu’dan atma üzerine inşa edilmiş bir politikayı son bir asırdır net bir şekilde yürütüyor. Tarihçiler bu sorulara cevabı daha net bir (detaylı) şekilde verebilir.

Yani Türkler Anadolu’dan sürülecek Türkiye yıkılacak. Daha açık bir ifadeyle Türkler Kıbrıs’tan, Ege ve Akdeniz’den atılacak. Böylece Helen imparatorluğu kurulacak. Bir kere şunu söylemek gerekiyor. Tüm Türkler’i yok ettiğinizi varsayın. Emperyal güçler size bu bölgede kırıntı bile yedirtmez. Yapacağınız iş kapıcılıktır.

Aslında Atatürk – Venizelos yakınlaşması bile (Yunanlılar samimi değildi) samimi değildi. Bu yakınlaşmayı doğru analiz ederseniz Yunanlılar Anadolu’yu bugün hizmet ettikleri emperyal güçlerin desteğiyle işgal etmiş daha sonrada Atatürk tarafından evlerine gönderilmişti. İşgalden yenilgiyle çıkan Yunanlılar bunun üstüne barış istiyoruz diye (saldırgan ve işgalci konumdan kurtulmak için) Atatürk ile barış yapıyoruz görüntüsü vermek istemişlerdi. Bugün olduğu gibi barış konusunda samimi değillerdi. Aynen Öcalan’a Rum pasaportu verip Yunan büyükelçiliklerinde Öcalan’ın ağırlanması sonrası Papandreu İsmail Cem yakınlaşması gibi. Barış istiyoruz deyip Türkiye’yi kandırmışlardı. Papandreu – Cem Syrtaki dansı yapıp barış getiriyoruz diye açıklamalarda bulunmuşlardı.

Sevgili ABHaber okurları eğer Türkiye, Öcalan konusunda Yunanlılar’ın yaptığını yapsa (Öcalan Yunanistan’a karşı bir örgütün başı olup Türk büyükelçiliklerinde saklanıp ve yakalandığında da üzerinde KKTC pasaportu çıksaydı…..), dünyayı Ankara’nın başına geçirirlerdi. Türkiye bu konuda çok ama çok büyük tarihi hatalar yaptı. Yunanlıları çok sert bir şekilde uluslararası kamuoyu önünde cezalandıracağına Syrtaki dansı yapıp Yunanlılar’ın barış istiyoruz yalanlarına kandı.

Aynen bugün Papandreu’nun Erdoğan’a yaptığı gibi. Barış istiyoruz deyip barıştan kaçmak gibi. Gerçekten Ecevit hükümeti gibi Erdoğan hükümeti de iki halk arasında samimi olarak barışı tesis etmek istiyor. Erdoğan ve Davutoğlu, Karamanlis ve Papandreu’nun barışı tesis etmekten nasıl kaçtığını çok iyi anlatabilecek durumdalar. Yok, muhalefet var. Yok, Yunan basını karşı çıkar söylemleri. Yok, önümüzde seçimler var. Yok, büyük ekonomik krize girdik…vs. Ayrıca Türk Yunan görüşmelerini Yunan basınına sızdırıp görüşmeleri sabote etmek gibi…. Atina’nın barışı nasıl ötelediği net bir şekilde ortada. Atina’nın bu anlamda izlediği politika barış istiyorum, barış yanlısıyım diye masaya oturup barışı Bizans oyunlarıyla sabote etme temelinde yürütülüyor.

Bunların tek amaçları Türkiye’yi yıkıp emperyal güçlerle Anadolu’da Helen imparatorluğunu kurmak. Niçin yıllardır Türk-Yunan barışı tesis edilemiyor? Çünkü Yunanlılar emperyal güçlerin taşeronluğunu yaparak Türkiye’nin altını oymak istiyorlar da onun için. Örnek mi? Işte size sondaj arama krizi. Nerden çıktı bu? Yunanlılar, Türkler ve diğer bölge halkları Akdeniz ve Ege’deki zenginlikleri niçin kendi aralarında paylaşamazlar?

Türkiye’nin artık Yunanlılar’ın bölgede emperyal güçlerin taşeronluğunu yaptığını uluslararası kamuoyuyla daha net bir şekilde paylaşması gerekiyor. Yunan diplomasisi ve Kilise’nin ABD ve AB kurumları başta olmak üzere üye ülkelerin başkentlerinde yaptıkları tek iş var. Türkiye’nin altını her alanda oymak. AB başkenti Brüksel’de hangi AB bürokratına sorarsanız, Yunanlılar ve Rumlar’ın Türkler’den başka uğraştığı bir konu yok der. Sanki Türkiye ile uğraşmak için AB üyesi olmuş görüşünü dile getirirler. Bir toplum bu kadar bir başka topluma düşman olabilir.

Siz Kıbrıs’ta müzakere masasını terk edip sondaj çalışması yapacaksınız. Sonra da kalkıp Türkiye’yi saldırgan ilan etmeye kalkışacaksınız. Siz ortada hiç bir şey yokken Kardak kayalığına bir papaz ve tv muhabiri gönderip Yunan bayrağı dikeceksiniz. Bir ay sonra da AB’nin Türkiye’ye vereceği 2 milyar Euro tutarındaki hibe yardımı veto edeceksiniz. Bunlar tüm sonuçlarıyla ortada duran örnekler.

Yunan basınında Piri Reis’in Akdeniz’e açılması Türkiye Akdeniz’e sızdı manşetleriyle veriliyor. Akdeniz’e binlerce kilometre kıyısı olan Türkiye Akdeniz’e sızıyor muş. Yunanlılar’ı birilerinin gerçekten tatlı rüyalarından uyandırması gerekiyor. Ne Ege ne Akdeniz ne de Kıbrıs Yunanlılar’ındır. Tüm bölge halklarınındır. Kimse emperyal güçlerin taşeronluğunu yapıp bu rolünü de ciddiye alıp emperyal reflekslerle hareket etmeye kalkışmasın. Yunanlılar’ın emperyal güçlerle oynadıkları oyuna artık bir son verme zamanı geldi. İlk önce bunu hem Türk hem Yunan hem de uluslararası kamuoyunda aynı anda tartışmaya açma zamanı geldi.

Yunanlılar için tek çözüm bölge halkalarıyla barış içinde yaşamak.

Helen imparatorluğunu kuracağım diye asırlardır emperyal güçlerin taşeronluğunu (Truva atı) yapan Yunanlılar’ın akıllarını başlarına toplayıp, bölge halklarıyla barış içinde yaşamaları gerekiyor. Kutsal görev yapan Kilise temsilcileri de Yunan halkını Türkler’e karşı kışkırtmayı bir kenara bırakıp barış ve sevgi içinde insanların birbirlerini kucaklaması çağrısında bulunmaları gerekiyor. Eski dışişleri bakanı Yaşar Yakış Rum ve Yunan ikilisi tarih kitaplarından negatif unsurların silinmesine yanaşmadığını açıklamıştı: http://www.abhaber.com/haber.php?id=35995 .

Ege, Akdeniz ve Kıbrıs ne Yunanlılar’ın ne de Rumlar’ın ne de Türkler’indir. Bölgedeki tüm halklarındır. Kimsenin babasının çiftliği de değildir. Yunanlılar ve Rumlar Türkler ile, bölge halklarıyla bir arada yaşayacaktır. Emperyal güçlerle değil. Türkiye karşıtlığı Yunanlılar ve Rumlar’a zarardan başka bir şey getirmeyecektir. Yunanlılar için tek kurtuluş yolu barış için de Türkler başta olmak üzere bölge halklarıyla bir arada yaşama refleksine kavuşmalarından geçmektedir. Yunan halkını Türkler’e karşı kışkırtarak Helen imparatorluğunu kurmak isteyenler asıl Yunan halkına zarar verenlerdir. Bunu zaman net bir şekilde herkese gösteriyor.

Bu sorunlardan tek çıkış yolu iki halkın biran önce gerçek barışı tesis etmesinden geçiyor.

Saygılar,

Cem

Tweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0Share on LinkedIn0
Author :
Print